Güncellenen Tarih: 6 Kasım 2026
8 Dakika Okuma Süresi

Rekor Hack, Sakin Bitcoin: Piyasa Saldırıya Neden Bu Kadar Az Tepki Verdi?

Rekor Hack, Sakin Bitcoin: Piyasa Saldırıya   Neden Bu Kadar Az Tepki Verdi?

29 Ekim akşamı, küresel ölçekte faaliyet gösteren büyük bir kripto para borsasının sıcak cüzdanlarından yaklaşık 6,4 milyar dolarlık varlık çıkışı gerçekleşti. Glassnode’a göre bu saldırı, kripto para tarihindeki en büyük hack olmasının yanı sıra kendisinden önce yaşanan dokuz büyük saldırının toplamından da daha büyük bir kayba yol açtı. Buna rağmen Bitcoin, olay günü yaklaşık 80 bin dolar seviyesinden 76,3 bin dolara geriledi. Sonraki günlerde toplam kayıp yüzde 3 civarında kalırken fiyat, bir hafta içinde saldırı öncesindeki seviyelerine geri döndü. Peki, geçmişte çok daha küçük ölçekli saldırılar bile piyasada sert satışlara neden olurken bu kez Bitcoin neden görece sınırlı bir tepki verdi?

 

Ne Oldu?

Saldırganlar, borsanın para çekme altyapısına yetkisiz işlem imzalatarak yaklaşık on farklı blokzincirdeki varlıkları kendi adreslerine aktardı. İşlemlerin büyük bölümü yaklaşık 20 dakika içinde tamamlandı. Olayın ardından borsanın özel anahtarlarının ele geçirildiğine dair bir kanıt bulunmadığı açıklandı. Saldırı, Kuzey Kore bağlantılı TraderTraitor grubuna atfedilirken taraflar bu iddiayı reddetti.

Çalınan varlıkların yaklaşık 3 milyar dolarlık bölümü, stablecoin ihraççılarının ve diğer ortakların müdahalesiyle donduruldu. Borsa, kalan kayıpları vadeli işlem sigorta fonu ve şirket kaynaklarıyla karşılayacağını duyurdu. Nitekim 1 Kasım’da çalınan varlıkların yaklaşık yüzde 95’inin kendi kaynaklarıyla yerine konulduğunu açıkladı ve para çekme işlemlerini kademeli olarak yeniden başlattı. Çekimlerin açılmasının ardından ilk üç saat içinde kullanıcılar yaklaşık 2 milyar dolarlık varlık çekmesine rağmen sistemde yeni bir sorun yaşanmadı. Dondurulamayan ve saldırganların kontrolünde kalan yaklaşık 18.270 BTC ise 19 farklı adreste hareketsiz durumda bulunuyor.

 

Tarihten Üç Örnek: Aynı Başlık, Farklı Hikâyeler

Geçmişteki büyük borsa saldırıları, benzer olayların piyasa üzerindeki etkisinin yalnızca çalınan varlığın büyüklüğüyle açıklanamayacağını gösteriyor.

Mt. Gox, 2014 yılında yaklaşık 850 bin BTC’nin kaybolduğunu açıkladı. O dönemde Bitcoin işlem hacminin yıllık yaklaşık yüzde 70’ini karşılayan borsadaki kayıp, dolaşımdaki arzın yaklaşık yüzde 7’sine karşılık geliyordu. Kullanıcıların varlıkları geri alınamadı ve borsa süreç sonunda iflas etti. Bitcoin ilk ay yüzde 16 yükselse de takip eden bir yılda yüzde 51,5 değer kaybetti. Ancak bu düşüşü yalnızca saldırıyla açıklamak mümkün değildi; piyasa zaten bir ayı döngüsüne girmişti.

Bir diğer borsada 2016 yılında 119.756 BTC çalındı. O günkü fiyatlarla yaklaşık 72 milyon dolara karşılık gelen kayıp, kullanıcıların hesaplarına yansıtıldı ve daha sonra geri ödeme sürecine konu oldu. Bitcoin saldırının hemen ardından yaklaşık yüzde 20 geriledi. Bir ay sonra fiyat olay öncesindeki seviyesine yakın seyrederken bir yıl sonra yaklaşık yüzde 390 daha yüksekti.

Şubat 2025’te başka bir küresel kripto para borsasından yaklaşık 401 bin ETH, yani 1,5 milyar dolar değerinde varlık çalındı. Borsa, kullanıcı varlıklarının karşılığındaki açığı 72 saat içinde kapattı. FBI ise saldırıyı Kuzey Kore bağlantılı aktörlere atfetti.

Bu üç örnek, önemli bir ayrımı ortaya koyuyor: Bir güvenlik ihlalinin büyüklüğü ile Bitcoin fiyatındaki hareket arasında doğrudan bir ilişki bulunmuyor. Piyasanın tepkisini belirleyen temel unsurlar, kaybın kullanıcıların üzerine kalıp kalmadığı, olayın yarattığı güven kaybı ve saldırının gerçekleştiği dönemdeki piyasa koşulları.

 

Bu Kez Neden Farklı?

Son saldırının geçmiş örneklerden ayrıştığı ilk nokta, kaybın piyasa ölçeğine oranı. Yaklaşık 6,3 milyar dolarlık kayıp, Bitcoin’in toplam piyasa değerinin yalnızca binde 4’üne karşılık geliyor. Çalınan Bitcoin miktarının toplam arza oranı ise yaklaşık yüzde 0,1 seviyesinde. Mt. Gox olayında bu oranın yaklaşık yüzde 7 olduğu düşünüldüğünde iki olay arasındaki ölçek farkı daha net görülüyor.

İkinci önemli fark, kaybın kullanıcıların üzerinde bırakılmaması. Borsanın açığı kendi kaynaklarıyla kapatması, geçmiş saldırılarda öne çıkan varlıkların geri alınamaması ve platformun ödeme gücüne ilişkin endişelerin bu kez sınırlı kalmasını sağladı.

Piyasa yapısındaki değişim de bu ayrışmayı destekliyor. Borsalardaki toplam Bitcoin bakiyesi yaklaşık yüzde 6,6 seviyesine gerileyerek 2017’den bu yana en düşük düzeyine indi. Bu durum, Bitcoin arzının merkezi borsalarda geçmişe kıyasla daha düşük bir yoğunlukta tutulduğunu gösteriyor. Ancak bu tablo, saldırıya uğrayan borsanın piyasa üzerindeki ağırlığının az olduğu anlamına gelmiyor. Glassnode verilerine göre borsa, küresel spot işlem hacminin hâlâ yaklaşık yüzde 31’ini karşılıyor. Dolayısıyla böylesine büyük bir güvenlik ihlaline rağmen fiyat tepkisinin sınırlı kalması, piyasanın mevcut yapısı açısından ayrıca dikkat çekici.

 

Bizim Okumamız

Piyasanın saldırıya verdiği sınırlı tepkiyi yalnızca borsanın kayıpları karşılamasıyla açıklamak yeterli değil. Bitcoin’in saldırı öncesinde geçirdiği düzeltme, yatırımcıların kârlılık durumu ve arzın dağılımı birlikte değerlendirildiğinde daha kapsamlı bir tablo ortaya çıkıyor.

 

Önceki düzeltme, satış baskısını önemli ölçüde azalttı.

 

Bitcoin, haziran ayında yaklaşık 58 bin dolara kadar geriledikten sonra beş ay boyunca kısa vadeli yatırımcıların maliyet seviyesinin altında işlem gördü. Bu süreçte uzun vadeli yatırımcıların zararına gerçekleştirdiği satışlar da belirgin biçimde arttı. Temmuz başında günlük zarar realizasyonu 280 milyon dolara ulaşarak 2022’den bu yana en yüksek seviyesini gördü.

Ancak bu satış baskısı zaman içinde zayıfladı. Bitcoin, söz konusu düzeltme boyunca Realized Price seviyesinin altında günlük kapanış gerçekleştirmedi. Ekim başında kısa vadeli yatırımcıların neredeyse tamamı kârdayken son veriler bu grubun büyük bölümünün yeniden zarara geçtiğini gösteriyor. Glassnode’un bu süreci daha sağlıklı bir sıfırlanma olarak değerlendirmesi de bu açıdan anlamlı.

Buradaki temel nokta, piyasadaki satış yapma isteğinin önceki düzeltme sırasında önemli ölçüde sınanmış olması. Fiyat gerilemesiyle birlikte zararı kabullenerek pozisyonlarını kapatan yatırımcıların ardından, hack haberi geldiğinde yeni bir panik satış dalgası oluşturabilecek yatırımcı kitlesi de görece daralmış olabilir.

 

Arzın dağılımı, satış baskısının sınırlı kalmasını destekliyor.

 

Satış baskısının yanı sıra Bitcoin arzının kimlerin elinde bulunduğu da önemli. Uzun vadeli yatırımcıların kontrolündeki arz, temmuz ayında toplam arzın yaklaşık yüzde 83-84’üne ulaşarak rekor seviyeleri gördü. Bu oran, Bitcoin arzının önemli bir bölümünün uzun süredir hareket etmeyen cüzdanlarda bulunduğuna işaret ediyor.

Ancak bu veriyi doğrudan bireysel yatırımcıların uzun vadeli yatırımcıya dönüştüğü şeklinde yorumlamak doğru olmaz. Onchain verileri yalnızca varlıkların elde tutulma süresini gösteriyor; yatırımcıların kimliğini veya yatırım amacını ortaya koymuyor. Uzun vadeli arzın içerisinde ETF’ler, Strategy gibi şirketlerin varlıkları ve kayıp coinler de bulunuyor. Dolayısıyla bireysel yatırımcıların uzun vadeli yatırımcı kategorisine geçişi makul bir açıklama olsa da doğrudan doğrulanabilen bir veri değil.

Üstelik bu eğilim temmuz ayında zirve yaptıktan sonra değişmeye başladı. Ekim sonu Glassnode verileri, sermayenin yeniden yeni yatırımcıların eline geçmeye başladığına işaret ediyor. Bu nedenle uzun vadeli arzın yüksekliği tek başına satış baskısının ortadan kalktığını göstermiyor. Ancak arzın önemli bir bölümünün kısa vadeli fiyat hareketlerine daha az duyarlı yatırımcıların elinde bulunması, piyasanın büyük ölçekli satışları karşılama kapasitesini destekleyen unsurlardan biri.

 

Kârlılık dağılımı, satış davranışını belirleyen diğer unsur.

 

Uzun vadeli yatırımcıların ortalama maliyetinin yaklaşık 50 bin dolar seviyesinde olması, bu grubun mevcut fiyatlarda önemli ölçüde kârda bulunduğunu gösteriyor. Buna karşılık arzın yaklaşık üçte ikisi kârda, üçte biri ise zararda. Bu dağılım, piyasada hem kâr realizasyonu yapabilecek hem de fiyatın daha fazla gerilemesi durumunda zararına satışa yönelebilecek iki farklı yatırımcı grubunun bulunduğunu ortaya koyuyor.

Özellikle kısa vadeli yatırımcıların maliyeti yaklaşık 75,7 bin dolar seviyesinde. Bitcoin fiyatının bu bölge civarında tutunması, son dönemde piyasaya giren yatırımcıların zararlarının derinleşmesini şimdilik engelliyor. Öte yandan 84-85 bin dolar bandından alım yapan yatırımcılar için fiyatın yeniden maliyet seviyelerine yaklaşması, satış baskısının ilerleyen dönemde artabileceği bir bölge oluşturuyor.

Dolayısıyla mevcut sakinliği yalnızca uzun vadeli yatırımcıların satış yapmamasına bağlamak doğru olmaz. Bir tarafta önemli miktarda gerçekleşmemiş kâr taşıyan yatırımcılar, diğer tarafta maliyet seviyesine dönmeyi bekleyen yeni alıcılar bulunuyor. Bu iki grubun davranışı, fiyatın önümüzdeki dönemde nasıl bir yön izleyeceği açısından belirleyici olacak.

 

Ancak sınırlı tepki, riskin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.

 

Nitekim saldırı sırasında yaklaşık 1,57 milyar dolarlık kaldıraçlı pozisyon tasfiye edildi. Ayrıca borsalara iki ayrı günde sırasıyla 11.500 ve 8.000 BTC giriş gerçekleşti. Bu veriler, saldırının piyasada satış baskısı yaratmadığını değil, oluşan baskının fiyat üzerinde kalıcı bir etki oluşturamadığını gösteriyor.

Bununla birlikte Glassnode, ETF verilerinde kripto piyasası dışından gelen yeni sermaye girişlerinin henüz yeterince güçlü olmadığını belirtiyor. Bitcoin ekim ayını yüzde 7,3 düşüşle tamamladı ve böylece 2011-2012 döneminden bu yana ilk kez iki yıl üst üste ekim ayını negatif getiride kapattı. Ayrıca dondurulamayan 18.270 BTC’nin ilerleyen dönemde hareket etmesi, piyasaya yönelik ilave bir satış baskısı oluşturabilir.

Bu nedenle mevcut tabloyu güçlü bir talep artışından ziyade, önceki düzeltmeyle zayıflayan satış baskısı ve kayıpların kullanıcıların üzerine bırakılmamasıyla açıklamak daha doğru. Bitcoin’in saldırıyı sınırlı bir fiyat hareketiyle atlatması olumlu bir dayanıklılık göstergesi olsa da yeni sermaye girişleriyle desteklenmeyen bu sakinliğin ne kadar sürdürülebileceği henüz net değil.

 

Bunu Nasıl Takip Ederiz?

Önümüzdeki dönemde Bitcoin’in mevcut yapısını koruyup koruyamayacağını anlamak için öncelikle kısa vadeli yatırımcıların maliyet seviyesi olan 75,7 bin doların takip edilmesi gerekiyor. Bu seviyenin hemen altında bulunan yıllık hacim ağırlıklı ortalama fiyat da yaklaşık 72 bin USDT bölgesinde önemli bir referans oluşturuyor.

Bitcoin’in bu iki seviyenin üzerinde kalması, son düzeltmenin ardından oluşan piyasa yapısının korunduğuna işaret edebilir. Buna karşılık söz konusu bölgelerin aşağı yönlü kırılması, son dönemde piyasaya giren yatırımcıların zararlarını realize etme ihtimalini artırarak satış baskısını yeniden gündeme getirebilir.

Yukarı yönlü hareketlerde ise yıllık açılış seviyesi olan 87.600 USDT, öne çıkan direnç bölgesi konumunda. Fiyatın bu seviyeye doğru ilerlemesi ve üzerinde kalıcılık sağlaması, mevcut toparlanmanın daha güçlü bir yapıya dönüşüp dönüşmediğini değerlendirmek açısından önemli olacak.

Sonuç olarak, bu saldırının Bitcoin fiyatında kalıcı bir bozulmaya yol açmaması, piyasanın geçmişe kıyasla daha dirençli bir yapıya sahip olduğunu gösteriyor. Ancak bu direncin temelinde güçlü bir yeni sermaye girişi bulunmuyor. Önümüzdeki dönemde asıl belirleyici olacak unsur, mevcut yatırımcıların satış baskısının ne ölçüde karşılanacağı ve bu yapının yeni sermaye girişleriyle desteklenip desteklenmeyeceği.

Stablex’i indirin, Bitcoin ve kripto para alıp satmaya başlayın
App Store'dan indirinGoogle Play'den indirin